|
Giriş
Bu bölümde, üretim fonksiyonu için gerekli olan kaynakların
mevcut kapasitelerinin belirlenmesi ve gerekli kapasitelerin
planlanması için kullanılan çeşitli tekniklerden
bahsedilecektir. Söz konusu teknikler, Kaynak İhtiyaç Planlaması
(RRP), Kaba Kesim Kapasite Planlaması (RCCP) ve Kapasite İhtiyaç
Planlaması (CRP) başlıkları altında incelenecek ve CRP’nin
uygulama sürecinden söz edilecektir.
Kapasite Yönetimine Genel Bir Bakış
Kapasite planlama, firmanın üretim faaliyetlerini
gerçekleştirmek üzere gerekli insan, makine ve fiziksel
kaynakları belirleme prosesidir. Kapasite, bir sistemin bir işi
yapabileceği en iyi değerdir. Kapasite planlama, kapasiteyi
ölçerek üretim ihtiyaçları ile uyum içinde olacak şekilde
seviyelerini ayarlar. Kapasite, firmada karşılaşılan ürün
grubunun ortak bir birimi şeklinde ifade edilmelidir
(ton-metre-adam/saat gibi).
Kapasiteyi etkileyen birçok faktör vardır. Bazı faktörler
tamamen yönetim kontrolü altında iken, bazıları değildir.
Yönetim kontrollü faktörlerden bazıları şunlardır (Tersine,
1988):
Arazi
İşgücü
Tesisler
Makineler
Araç-gereçler
Günlük vardiya sayısı
Haftalık çalışma günü sayısı
Fazla mesai
Fason imalat
Koruyucu bakım
Daha az kontrol edilebilir diğer faktörler de şunlardır:
İşçi devamlılığı
İşgücü performansı
Ekipman bozulmaları
Fire ve tekrar işleme
Kapasite kontrolü, çıktıyı takip etme, kapasite planı ile
karşılaştırma, değişimlerin önceden belirlenen sınırları aşıp
aşmadığını belirleme ve düzeltici faaliyetlerin yapılmasını
sağlama prosesi olarak tanımlanabilir. MRP II sisteminin
bünyesinde, kapasite yönetimi planlama prosesinin her
aşamasındaki (ana üretim planı ve MRP) kapasitelerine göre,
üretim planlarının uygulanabilirliğini kontrol eder; böylelikle
büyük hatalar önceden görülmüş ve önlenmiş olur. Şekil 3.1 ve
Tablo 3.1’ de gösterildiği üzere kapasite planlamasının üç
aşaması vardır (Tersine, 1988):
Kaynak ihtiyaç planlaması (RRP-Resource Requirement Planning)
Kaba kesim kapasite planlaması (RCCP-Rough Cut Capacity
Planning)
Kapasite ihtiyaç planlaması (CRP-Capacity Requirements Planning
Kapasite Yönetimi Evreleri
Kapasite aracı Zaman dilimi Plan Alternatifler
Kaynak ihtiyaç Uzun dönem Üretim Arazi, tesisler, planlaması
(RRP) planı ekipman, iş gücü
Kaba kesim Orta-uzun dönem Ana üretim İş gücü,
kapasite planlaması(RCCP) planı (MPS) satın alma, fason imalat,
gidişat Kapasite ihtiyaç Kısa-orta dönem Malzeme İş gücü,fazla
planlaması (CRP) ihtiyaç planı mesai, fason, gidişat .
Kapasite Yönetimi Teknikleri
Kapasite kararları gerçekte bütünleşik seviyede her zaman
periyodu için çıktı/üretim miktarını belirleyen üretim planı ile
başlar. Üretim planı, kapasite kısıtlarına uygun olarak
düzenlenmelidir. Üretim planının planlama dönemi genellikle
kapasitenin beklenen talebi karşılayacak şekilde
değiştirilebilmesine imkan verecek kadar uzundur. Üretim planı
bütünleşik seviyede hazırlanmakta iken, bundan türetilen ana
üretim planı ise (MPS) ürün ve ürün modülleri hakkında daha
detaylı bilgiye sahiptir.
Kapasite Yönetimi Evreleri
Kapasite yönetimi evrelerini üç ana başlık altında incelemek
mümkündür.
Kaynak İhtiyaç Planlaması:
Kaynak ihtiyaç planlaması (RRP)’nin amacı, üretim planını
karşılayacak olan ana kaynakların bütünleşik olarak seviyelerini
belirlemektir. Bu plan, işgücü ve kapasite durumundan
faydalanarak kaynaklar için ihtiyaçları belirler. İşgücü ve
kapasite durumları, bir birimi üretebilmek için gerekli makine,
teçhizat ve/veya adam-saatin kapasitelerini göstermektir.
Bu yapılar içlerinde üç tip veri bulundurur:
Kaynağın tanımlanması
Her ürün ailesi için tahmini kapasite ihtiyacı
Kaynakların ihtiyaç duyulacağı tahmini zamanlar
Kaynak ihtiyaç planlaması kaba tahminler aracılığıyla makro
seviyede gerçekleştirilmektedir. Proses, kaynak ihtiyaçlarının
kaynak kapasiteleri ile karşılaştırılarak birbirleriyle
eşleştirilmeleri şeklinde yürür. Bu, genelde iteratif bir
prosedürdür; sonuçta üretim planı ve/veya kapasitelerde değişime
neden olur.
Kaba Kesim Kapasite Planlaması (RCCP)
RCCP’nin amacı, ana üretim planı ihtiyaçlarına göre gerekli
kaynakları belirlemektir. Bu, MPS’in kapasite açısından uygun
olduğunu göstermek açısından gereklidir. RRP’dekine benzer ürün
ağaçları oluşturulur; fakat bunlar daha detaylıdır. Parça
stokları dikkate alınmaz; tüm plan, ana üretim planının, ürün
ağacına göre patlatılmasına dayanır. Dolayısıyla bu teknik, ana
üretim planı veya üretim planının adam-saat, makine-saat, depo,
stok seviyeleri, standart maliyetler gibi bütünleşik kaynaklar
üzerindeki etkisini belirler.
RCCP, MPS’in kapasite açısından uygun olmadığını belirlerse, ya
ana üretim planı tekrar gözden geçirilmeli, ya da alternatif
olarak kaynak miktarları artırılmalıdır. Uzun dönem fazla mesai
veya fason imalat mümkün çözümlerdir. Planlamada ise önem, sorun
çıkarabilecek ve darboğaz oluşturan kaynak veya iş merkezlerine
verilmelidir.
Kapasite İhtiyaç Planlaması(CRP)
Kapasite planlamasının her aşamasında detay miktarı arttıkça,
planlama dönemlerinin uzunluğu azalmaktadır. Planlama prosesinin
üst seviyelerinde ana kapasite problemleri halledilmiş olmasına
rağmen, günlük kapasite problemleri halen mevcut olabilir.
Kapasite ihtiyaç planlaması, bu problemlerin belirlenmesi ve MRP
tarafından üretilen malzeme planının kontrolü için kullanılan
bir araçtır. CRP, kısa dönemden orta döneme kadar bir planlama
aralığında malzeme planının uygulanabilmesi için gerekli
spesifik işgücü ve makine-teçhizat miktarını belirler. Gerekli
kapasite daha sonra mevcut kapasite ile karşılaştırılarak aşırı
yükleme veya düşük yüklemeler belirlenir.
MRP, iş merkezlerindeki iş yükünü ölçen ve kapasitenin yeterli
olup olmadığını belirleyen CRP’ye bir girdidir. MRP sistemleri,
ana üretim planının uygun olduğunu ve onun ihtiyaçlarını
karşılamak üzere yeterli kapasitenin mevcut bulunduğunu
varsayar. MRP ile malzeme ihtiyaçları zaman ve miktar olarak
belirlendikten sonra, kapasite fizibilitesinin değerlendirilmesi
için bir kapasite analizi (CRP) uygulanmalıdır. Bu sayede,
problemler belirlenip, kapasiteyi değiştirerek veya malzemeleri
tekrar planlayarak çözümler üretilmiş olur.
İşgücü planlamasında kapasite ihtiyaçlarını önceden görebilme
yeteneği oldukça önemlidir. CRP, bir organizasyona düzeltici
önlemleri zamanında alınabilecek şekilde iş merkezlerindeki
aşırı yüklemeleri, düşük yüklemeleri ve darboğazları görebilme
imkanı sağlar. MRP’den malzeme ihtiyaçlarını alarak, bunları
ileri dönemler için çeşitli iş merkezlerinde işgücü-saat
birimine dönüştürür.
CRP’nin Uygulama Süreci
CRP, ana üretim programını test etme prosesinde, iş merkezlerine
yapılacak siparişlerin belirlenmesinde, fazla mesailerin
kullanımı, hazırlık ekipmanı ve fason imalat için bir plan
geliştirilmesinde kullanılır. Şekil 3.2, bu prosesi gösterir
niteliktedir. CRP, MRP programlarının planlanmış sipariş
çıktılarını alır ve gidişat planlarını da göz önünde
bulundurarak iş merkezlerine verilecek siparişleri belirler.
Gidişat planları her sipariş için ihtiyaç duyulan üretim
işlemlerinin sırasını belirler. Sonra malzeme miktarları
kapasite yük verilerine dönüştürülür ve haftalık yük
programları, her iş merkezi için tüm siparişleri içerecek
şekilde hazırlanır. Eğer bütün iş merkezlerindeki kapasiteler
bütün haftalar için uygunsa, MPS uygundur. Eğer değilse,
kapasitenin ekonomik olarak değiştirilip değiştirilemeyeceği
düşünülür. Eğer fazla mesailer, fason imalatlar, hazır makinalar
ve diğer elemanlar daha yüksek kapasite ile çalıştırılabiliyorsa
MPS olur. Eğer kapasite ekonomik şekilde değiştirilemiyorsa, ya
gidişat veya iş merkezlerine olan siparişler kapasitenin
geliştirilmesi için değiştirilmeli, ya da MPS değiştirilmelidir.
MPS’in uygunluğunun test edilmesindeki amaçlar, iş merkezleri
yük programlarına yöneliktir (Gaither, 1990).
Şekil 3.2:Kapasite İhtiyaç Planlaması Prosesi
ÜRETİM KAYNAKLARI PLANLAMASI
Giriş
Bu bölümde, bir üretim yönetimi yaklaşımı olarak kullanılan
Üretim Kaynakları Planlaması’ndan (MRP II) bahsedilecektir.
Üretim Kaynakları Planlaması
Malzeme ihtiyaç planlaması sistemi, basitçe malzemelerin
üretim/işlem kontrolü yönünü ele almaktadır. Kapasite
ihtiyaçlarına yönelik hiçbir hesaplama yoktur. Bu da zaten
istenmeyen bir durum olarak karşımıza çıkmaktadır. MRP, bu ve
bunun gibi diğer faktörleri de içermesi bakımından
genişletilmiş; bu durum ise daha gelişmiş bir sistemin ortaya
çıkışına neden teşkil etmiştir: Üretim kaynakları planlaması
(MRP II). MRP II, ana planlama, kaba kesim kapasite planlaması
(RCCP), kapasite ihtiyaçları planlaması (CRP) ve üretim faaliyet
kontrolü fonksiyonlarını destekleyecek şekilde, MRP’nin
genişletilmiş halidir. MRP II, Şekil 4.1’de gösterildiği üzere,
üretim, pazarlama, mühendislik ve finans bilgilerini,
organizasyonun toplam üretim planı için bir araya getirerek, tüm
kaynaklarının verimli bir şekilde planlanmasını sağlayan bir
üretim yönetimi sistemidir. MRP’nin kapalı çevrimli MRP’ye,
sonra da MRP II’ye dönüşümü, organizasyonların tamamen
hedeflerine ulaşabilmeleri için ortaya çıkan bir oluşumdur. Bu
da stratejik, finansal ve kapasite planlama alanlarının
bütünleştirilmesi ile gerçekleştirilmiştir (Tersine, 1988).
Kapalı çevrimli MRP terimi, ana planlama, MRP ve kapasite
ihtiyaç planlamasının planlama fonksiyonlarını üretim aktivite
kontrol ve satın alma fonksiyonlarını birleştiren gelişmiş bir
MRP sistemini ifade etmektedir. Kapalı çevrim, sadece uygulamalı
fonksiyonlar ile sınırlı kalmamakta, aynı zamanda planların her
zaman geçerli olmasını sağlamak üzere fonksiyonlar arasında bir
geri beslemeyi de içermektedir.
Ana üretim planlamasının, tüm ana planlamasını ve finansal
açıdan işletme planlamasını desteklemesi için geliştirilmesi ve
çeşitli çıktıların elde edilebilmesi için (satın alma raporları,
taşıma bütçeleri ve stok maliyetleri gibi) kapalı çevrim
sitemine bazı finansal özelliklerin ilave edilmesi sonucu elde
edilen sistemle, tüm üretim kaynaklarının yönetimine bütünleşik
bir yaklaşım sağlanabileceği fark edilmiştir. Bu yaklaşım MRP II
olarak adlandırılmıştır. MRP II, işletme ve finansal planlamayı
desteklemek üzere ilave özelliklere sahip kapalı çevrimli bir
MRP sistemidir. MRP II, ayrıca bir sorgulama (what-if)
yeteneğine de sahiptir.
MRP/MRP II uygulama dereceleri, dört ayrı sınıfla ifade
edilmektedir. Tablo 4.1’ de bu sınıflandırmalar kısaca
açıklanmıştır. MRP/MRP II uygulayan çoğu firma, D sınıfı
statüsünden A sınıfı statüsüne uzanan yolun bir aşamasında
demektir. Bu uygulama ile ilgili olarak karşımıza çıkan bir
zorluk, yolun hangi aşamasında olunduğunun tespit edilmesi ve
gelişme kaydedilmesi için ne türden adımlar izlenmesi
gerektiğinin saptanmasıdır (Narasimhan, 1995).
Başarılı bir MRP II uygulamasının firmaya sağlayacağı faydalar,
üretim zamanlarının azalması, stok seviyelerinin (hammadde,
sistem içi stoklar ve bitmiş ürünler) azalması ve müşteri teslim
zamanlarında başarı sağlanması olacaktır.
Tablo 4.1:MRP/MRP II kullanıcılarının dört sınıfı
Sınıf Özellikler
D MRP sadece veri işleme departmanlarında uygulanmakta
Yetersiz stok kayıtları
Ana çizelge yönetimi eksikliği
Uygulamaların eksik parça listelerine bağımlı olması
C Çizelgeleme için değil, stok siparişleri için kullanılmakta
Eksik parça listelerine göre çizelgeleme
Aşırı yüklenmiş ana program
B Sistem kapasite planlama ve üretim katı kontrolunu içermekte
İşletmeyi yönetmek için değil, üretim planlaması için kullanmak
Eksik parça listelerinden halen yardım alınmakta
Stok miktarı gerekenden fazla
A Kapalı çevrimli MRP kullanmakta
Kapasite planlama, üretim katı kontrolü ve tedarikçi planlaması
bütünleşik olarak yürütülmekte
Satışların, mühendislik uygulamalarının ve satın almanın
planlanması için kullanılmakta
Çizelgeleri bozabilecek herhangi eksik parça listesi yok
Stratejik planlama amaçlar
Pazarlama planlaması talepler
Üretim planlaması kaynaklar
Kaynaklar uygun mu?
Ürün ağacı Ana üretim programı ürünler
Stok durum
kayıtları Malzeme ihtiyaç planlaması bileşenler
Gidişat ve operasyon Kapasite ihtiyaç planlaması saatler
kayıtları
Kapasite uygun mu?
Satın alma teslimatlar
Üretim katı öncelikler
Hesaplama sonuçlar
Üretim Kaynakları Planlaması
EN İYİ ÜRETİM TEKNOLOJİSİ
Bu bölümün amacı, diğerlerine göre daha yeni bir üretim yönetimi
sistemi olan En İyi Üretim Teknolojisi’ni (OPT) tanıtmak ve
incelemektir. Bu sistem, bir felsefe ve bunu hayata geçiren bir
paket program olmak üzere iki ana bölümde incelenecektir.
En İyi Üretim Teknolojisi
OPT, kaynakların organizasyondaki akışını en iyilemek amacı ile
tasarlanmıştır. Kapasite sınırlarından dolayı ardışık
aşamalarında çalışılamayacak proseslerin bazı aşamalarında iş
üretmeyerek, üretim prosesinin bilinen kısıtları ile girdilerin
kontrolü sayesinde, iş stok miktarını düşürecektir. Buna göre,
darboğazlar ara çıktı ve stok seviyelerini belirleyici faktör
olarak ortaya çıkacaktır. İşletmeler kapasiteyi değil, malzeme
akışlarını dengelemek zorundadırlar. Bunun sonuçlarından biri,
kontrol ve yatırım maliyetlerindeki problemler ile stokların
azalması olacaktır (Hill, 1991).
OPT, üretimin her safhasının çıktılarını ve dolayısı ile geliri
ve karı en iyileyen patentli bir programlama sistemidir. Klasik
fayda yaklaşımı birim maliyetleri düşürürken, gelire etkimez.
OPT aslında programlama darboğazlarının uzun vadeli tespiti
prensibinin gelişimidir; bununla beraber, OPT’un felsefesi
akışın belirlenmesinde daha uzun vadeli davranmak, faydadan çok
denge sağlamaktır ve kurulması sistem kontrolü ve yönetsel
davranışların oldukça ayrıntılı olarak gözden geçirilmesini
gerektirir.
Bu yaklaşımın ileri safhalardaki etkilerinden biri de, parti
büyüklüklerinin türetilmesinde değişim yaratmasıdır. Geleneksel
yaklaşımlar hazırlık zamanlarındaki kayıpları, ya da daha genel
olarak işlemdeki en uzun hazırlığın neden olduğu kayıp zamanı
dikkate alırken, OPT yalnızca darboğazlarda zaman kaybı olduğunu
kabul eder ve buna göre de diğer aşamalarda artık kapasiteler
vardır; böylece parti büyüklükleri aslında darboğaz düzenleme
maliyetlerine dayanır. Darboğazlardaki optimal parti
büyüklükleri prosesteki verimli işleyen diğer yerlere
aktarılamayacağından, işin hareketi, büyüklükleri talep ve
program sınırlamalarına bağlı olan, genellikle küçük transfer
partileri ile yönetilir. Gerçekte, parti büyüklükleri işlem
boyunca sabit kalmaz ve stoklar darboğazlardan sonra oluşur.
OPT, özünde tanımlanmış darboğazlar üzerinde odaklanan kapsamlı
bir bilgisayar kökenli programlama ve yükleme sistemidir.
Darboğazların yüklenmesinde en iyiye yaklaşan bir algoritma ile
Eliyahu Goldratt tarafından ortaya koyulmuştur (Galloway, 1993).
OPT, bir teknik olduğu kadar, bir felsefe olarak da düşünülmek
zorundadır. OPT, genel olarak üretim prosesindeki darboğazlar
üzerine yoğunlaşma felsefesine sahiptir. Bu felsefenin iki ana
unsuru vardır. İlki sistemin mantıksal işleyişi, ikincisi ise
sistemi destekleyen paket programdır.
Bir felsefe olarak OPT, iş merkezlerindeki darboğazları dikkate
alır ve bunları çıktıları maksimize etmek amacı ile verimli ve
sıkı bir şekilde çizelgeler. Bir sistemin çıktısı, sistem
içindeki darboğazlarla (kapasite kısıtlarıyla) kısıtlanmış
durumdadır. Bu tür bir sistem üzerinde kaynak kullanımını
maksimize etmeye çalışan bir politika, sistem içinde bazı
aşamaların kaynak kısıtlamaları yüzünden başka aşamalarda
işlenemeyecek yarı ürünü üretmesine neden olur. Bunun sonucu da
sistem içi stokların (WIP-Work In Process) artışı olacaktır.
Belirli bir kaynak kümesinden en fazla faydayı elde etmeyi
amaçlayan OPT felsefesi ise, söz konusu kaynakların kullanım
oranını değil, sistem içindeki tüm kaynak akışlarını maksimize
etmeye çalışır.
Bir teknoloji olarak OPT, çıktıyı maksimize eden ve aynı zamanda
müşteri teslim tarihleri, iş akışları, ekonomik parti
büyüklükleri, hazırlık zaman ve maliyetleri, sistem içi stok
değeri ve iş merkezleri kapasiteleri gibi birden fazla kısıtı da
göz önünde bulunduran gelişmiş bir matematiksel programlama
algoritması kullanmaktadır. Söz konusu algoritma İsrail’de
Eliyahu Goldratt tarafından geliştirmiştir. Goldratt’ın OPT
algoritması bir sır olarak karşımıza çıkmaktadır. Kullanıcılar
OPT’u kullanmak istediklerinde, Creative Output firmasından, bir
kara kutu ile birlikte edinebilmekte; ancak sistemin nasıl
çalıştığını öğrenmek üzere bir çabaya girişildiğinde, sistem
kendini imha etmektedir (Hendrick, et.al., 1985).
OPT, MRP II için gerekli olan veri tabanının benzerini
kullanmaktadır; ancak OPT her parçanın iş merkezlerindeki akışı,
kapasite bilgileri, hem makine hem de işgücü için hazırlık ve
birim akış zamanlarını içeren daha detaylı bir modele ihtiyaç
duyar. OPT, verimliliği artırmak amacıyla çeşitli alanlarda
kullanılabilir. OPT’u yalnızca bir üretim planlama aracı olarak
değil, üretim işlemlerinin benzetimini, analizini ve
optimizasyonunu yapan analitik bir teknik olarak da
değerlendirmek mümkündür. Yönetimin OPT’u kullanma amaçları üç
grupta toplanılabilir (Browne, et.al., 1988):
İş yükünün değiştirilmesinin yaratacağı etkiyi saptayabilmek ve
çıktı, stok ve üretim maliyetlerini incelemek
Kaynak ekleme ve çıkarma ile üretim kapasitesinin
değiştirilmesinin ortaya çıkaracağı sonuçları belirleyebilmek
Yönetim politikalarını değiştirerek bunların işlem
performansları üzerinde yaratacağı etkileri belirleyebilmek
Genel olarak OPT, uzun üretim zamanları ve yüksek miktarda
girdisi bulunan firmalarda iyi sonuçlar vermektedir. OPT’u
kurmak için gereken meblağ birkaç yüz bin doları bulmaktadır;
ancak doğru uygulandığı takdirde maliyet azaltıcı bir etkiye
sahiptir. OPT’u geliştirenler, onun açıkça MRP II’den üstün
olduğunu söylemektedirler; ancak OPT’u MRP’nin yerini alacak bir
felsefe olarak değil, sadece bütünleşik MRP II sisteminin
kapasite planlama ve iş yükleme modülleri 8üzerinde yapılan bir
geliştirme olarak değerlendirmek gerekir.
TAM ZAMANINDA ÜRETİM – TZÜ
Bu bölümde Japon başarısının temel taşı olduğu iddia edilen Tam
Zamanında Üretim (TZÜ) yaklaşımından bahsedilecektir. Konu, TZÜ
yaklaşımının hedefleri, TZÜ’nün ana unsurları ve TZÜ’nün üretim
katı seviyesinde uygulanması olarak üç farklı açıdan ele
alınacaktır.
Tam Zamanında Üretim
Japon firmalarının uluslararası pazardaki başarısı, batı
organizasyonlarının bu başarının oluşumunun nasıl gerçekleştiği
konusunda ilgi duymaya başlamalarına neden oldu. Pek çok fikir,
Japon başarısının temel taşının Tam Zamanında Üretim olduğu
konusunda birleşti. Tam Zamanında Üretim, ihtiyaç duyulan
parçaları, istenilen kalite, miktar ve doğru zamanda üretmek
gibi basit amaçları olan bir üretim felsefesidir. TZÜ, yönetimin
dikkatini 1980’lerde çekti. Batı endüstrisi yöneticileri, Japon
rakiplerinin başarılarının farkında olarak dünya pazarlarında
rekabet edebilmek için üretimde tam zamanında uygulama
gerekliliğinin varlığına ve kaçınılmazlığına inandılar. TZÜ,
1984’te Schonberger tarafından, “üretim yönetiminde karmaşıklık
ve basitlik”in yerini tutan bir üretim sistemi olarak
tanımlandı.
TZÜ sistemi ilk olarak 1960 başlarında, Japonya’da Toyota
Otomotiv Tesisleri’nde ortaya çıkmış ve daha sonra otomotiv,
bilgisayar, telekomünikasyon üretimi gibi pek çok endüstride
uygulanır hale gelmiştir.
TZÜ, başarılı olabilmesi için, üç ayrı yaklaşım olarak ele
alınmalıdır. Bunlar Şekil 6.1’de görülmektedir (Browne, et.al,
1988).
TZÜ yaklaşımları
TZÜ’nün üretim katı kontrol sistemi, kanban kartları
kullanımından dolayı TZÜ yaklaşımının en açık göstergesidir.
Kanban tekniği, üretimin başlamasını ve parçaların doğru
miktarda, doğru zamanda, doğru yerde olmasının da yardımı ile
malzeme akışlarını kontrol eder.
Kanban uygulamasının mümkün olmasını sağlamak için, öncelikle
yapılması gereken ürün ve üretim proseslerine yönelik teknikler
dizisinin uygulanmasıdır. Teknikler, kanban sistemini ve TZÜ
üretiminin kullanımını tesis etmek için, üretim sisteminin
tasarımını, pazarlama konularının belirlenmesini, satışları,
ürün tasarımını, proses mühendisliğini, kalite mühendisliğini,
tesis yerleşimini ve üretim yönetimini kapsar.
Üçüncü ve en temel aşama ise, ortaya konulan TZÜ üretim
sisteminin tasarımı ve planlaması ile TZÜ’nün
gerçekleştirilmesiyle ilgili üretim felsefesidir. Bu, en önemli
faktör olmasına karşın, en az anlaşılan faktör olarak karşımıza
çıkmaktadır.
TZÜ felsefesi, uygulamaya geçirildiğinde kanban sisteminin
kullanımını tesis eden ve TZÜ sisteminin temelini oluşturan
temel üretim stratejilerinin bir kümesidir.
TZÜ Yaklaşımının Hedefleri
TZÜ yaklaşımı, üretim sistemlerinin tasarım ve işleyişinin her
aşamasında, mükemmeliyeti sağlamak için devamlı surette
odaklanma ve adanma ile sorumluluk yüklenerek bağlanmayı
gerektirir. TZÜ felsefesi ayrıca, hatasız ürün üretimi için
gerekli üretim sistemlerinin tasarımını da içerir. Bu sistem
ise, istenilen zamanda ve istenilen miktarda, sadece istenilen
ürünleri üretmeyi amaçlar. Ancak bu felsefenin temel amacının
üretim sistemi içindeki atıkların yok edilmesi olduğu
söylenebilir. Üretim sistemi içindeki atıklardan kasıt, ürünün
değerini artırmayan her türlü şeydir. Defolu parçalar, cüruf,
atık malzemeler bu türdendir ve üretim sisteminin bunlardan
arıtılması gerekir. Ayrıca iş merkezleri arasında boş duran
stoklar da bu çerçeve içerisinde değerlendirilebilir. TZÜ
yaklaşımı, malzemeyi bir sonraki iş merkezine veya müşteriye tam
zamanında ulaştırmayı hedeflerken, sistem içi stoklar ve diğer
istenmeyen malzemeleri azaltmayı, hatta sıfıra indirmeyi sağlar.
Daha da detaylandırıldığı takdirde, TZÜ yaklaşımının amaçları
aşağıdaki şekilde sınıflandırılabilir (Browne, et.al., 1988):
Sıfır hata
Sıfır hazırlık zamanı
Sıfır stok
Sıfır taşıma
Sıfır makine arızası
Sıfır temin zamanı
Bir birimlik parti büyüklükleri
Sıfır Hata
Geleneksel üretim yönetimi yaklaşımında, sıfır hata hedefi çok
nadir göz önünde bulundurulur. Bu sistemlerde, üzerinde önemle
durulan unsurlar, üretilen ürünlerin kontrol sistemleri, kontrol
diyagramları ve kabul edilebilir kalite seviyeleridir. Bunların
altında yatan temel varsayım ise, ürünlerin hatasız olmalarının
kaçınılmaz olduğu ve dikkatin, müşteri beklentilerini karşılamak
üzere kabul edilebilir uygunluk seviyelerini veya önceden
belirlenmiş özelliklerini karşılamaya verilmesi gerektiğidir. Bu
yaklaşım, TZÜ felsefesiyle çelişmektedir; çünkü TZÜ, hataların
tümünü ve nedenlerini bir kerede ortadan kaldırmaya çalışmaya
dayanır. Bu da TZÜ’nün, üretim prosesinin her aşamasında
mükemmeliyeti yakalamaya çalışmasının sonucu olarak karşımıza
çıkmaktadır.
Sıfır Stok
Geleneksel üretim düşüncesinde, sistem içi stoklarını (WIP) ve
bitmiş ürünleri de kapsayan stoklar, sistemin değerini
artırdıkları için bir değer olarak görülmektedir. Üretim katı
denetçisi açısından da elde stok bulunması iyi bir durumdur;
çünkü bu denetçinin bulunduğu bölümde iş yükü çokluğunu
göstermektedir. Stoklar ayrıca hammadde ve hazır paçaları
sağlayan tedarikçilerin belisiz durumlarına karşı bir tampon
olarak görülmektedir. Geleneksel yaklaşımda üretim verimliliği,
üretim katındaki makine ve iş merkezlerinin çalışma derecelerine
bağımlı olduğundan, denetçiler bunları sürekli olarak çalışır
durumda tutma eğilimindedirler. Bunun sonucu olarak da üretim
emirleri veya talep dışı üretim yapılmakta, bu da yüksek
miktarlarda stok seviyelerinin oluşmasına neden olmaktadır.
Bütün bunlar TZÜ’nün, stoğu olmaması gereken bir olgu olarak
algılaması ve stoğun zayıf tasarım, zayıf koordinasyon ve üretim
sisteminin zayıf çalışmasının bir kanıtı olarak görmesi
yaklaşımı ile taban tabana zıttır.
Sıfır Hazırlık Zamanı
Hazırlık zamanlarının sıfıra yaklaşması, yığın üretimi yapmanın
gerekliliğini ortadan kaldırmaktadır. Ekonomik sipariş miktarı /
ekonomik yığın miktarı yaklaşımının ardındaki amaç, stok taşıma
ve hazırlık maliyetlerini azaltarak toplam stok maliyetini
minimize etmektir. Çok büyük yığınlar, yüksek stok maliyeti
anlamına gelir. Çok küçük yığınlar ise nispeten daha az stok
maliyetine sahiptir; ancak çok fazla hazırlık zamanına,
dolayısıyla yüksek hazırlama maliyetine neden olur. Ancak, eğer
hazırlık zaman ve maliyetleri sıfırsa, en iyi ve en ekonomik
yığın büyüklüğü birdir.
Sıfır Temin Zamanı
Ufak yığınların önemli başka bir sonucu da esneklik üzerindeki
etkisidir. Ufak yığınlar ve bunun sonucu olan kısa temin
zamanları birleşerek, üretim sisteminin esnekliğini büyük ölçüde
artırmaktadır. Ufak yığınlar ve kısa temin zamanları ayrıca,
üretim sisteminin uzun bir dönemde belirli bir üretim planına
bağlı olmadığını ve pazar talebindeki kısa dönem
dalgalanmalarına daha kolay uyum sağlayabileceğini gösterir.
Sıfır temin zamanına yaklaşabilmek için, ürünler, üretim sistemi
ve üretim prosesi işlemleri, emirlerin hızla verilebileceği bir
şekilde tasarlanmalıdır. Geleneksel yaklaşım ürünü ve süreç
tasarımını ayrı ayrı ele alır. TZÜ felsefesi ise, bu faaliyetler
arasındaki bağımlılığı göz önünde bulundurur.
Sıfır temin zamanına ulaşılması mümkün olmasa da, bu zamanı
sürekli azaltarak mutlak minimuma ulaşan bir firma, rakipleri
karşısında çok daha esnek olarak çalışabilecektir.
Sıfır Taşıma
Üretim sistemleri, en az taşıma yapılacak şekilde tasarlandığı
takdirde, montaj problemleri ve montaj zamanlarında belirgin
azalmalar olacaktır.
TZÜ’nün Ana Unsurları
TZÜ’nün bahsedilen ana amaçlarından yola çıkarak, bu felsefenin
ürün ve üretim sistemlerinin tasarımı için temel unsurları
aşağıdaki gibi belirlenebilir (Browne, et.al., 1988):
Pazar talebine göre uygun ürün tasarımını gerçekleştirmek; bunun
sonucunda da ürün hayat çevrimlerini büyük ölçüde kısaltmak ve
ürün tasarım aşamasında çıkabilecek üretim hatalarını önceden
görebilmek
Önemli üretim hedefleri doğrultusunda ürün ailelerini belirlemek
ve üretim sistemlerini, söz konusu ürün ailelerinin akışlarını
kolaylaştıracak şekilde tasarlamak
Hammadde ve diğer parçaların tam zamanında teslim alınabilmesi
amacıyla, uygun tedarikçilerle ilişkileri geliştirmek
Bu üç unsur, işletmeyi Şekil 6.2’deki gibi bir çevrede düşünen
geniş kapsamlı bir üretim yönetimi yaklaşımının parçaları olarak
görülebilir. Ön kısım, fabrikayı ve onun pazardaki müşterileri
ile olan ilişkilerini kapsamaktadır. Arka kısım ise fabrikanın
tedarikçilerle olan ilişkilerini göstermektedir.
|